İçeriğe geç
BAĞIMSIZ KÜRESEL HABERCİLİK
PİYASALAR

Türkiye, Husilerin Suudi Arabistan’daki Havalimanlarına Saldırılarını Kınadı

Dışişleri Bakanlığı, Yemen’deki Husilerin Suudi Arabistan’daki havalimanlarına yönelik saldırılarını kınayarak bölgesel güvenliğe yönelik tehditlere dikkat çekti.

Türkiye, Yemen’deki İran destekli Husilerin Suudi Arabistan’daki havalimanlarına yönelik saldırılarını “en güçlü biçimde” kınadı. Dışişleri Bakanlığının açıklaması, Riyad dahil Suudi hava sahasına yönelik füze saldırılarının sivil havacılığı doğrudan etkilediği ve bölgedeki çatışmanın yeni bir aşamaya geçtiği sırada geldi. Suudi makamları son saldırılarda can kayıpları yaşandığını açıklarken Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı bazı Suudi hava sahası bölgeleri için risk uyarısını genişletti. Türkiye’nin açıklaması, Ankara’nın Körfez güvenliğini kendi bölgesel güvenlik gündeminin parçası olarak gördüğünü bir kez daha ortaya koydu.

Saldırılar neden daha tehlikeli bir aşamaya geçti?

Husiler uzun süredir Suudi Arabistan’a füze ve insansız hava aracı saldırıları düzenliyor ancak son haftalarda çatışmanın yoğunluğu belirgin biçimde arttı. Riyad’daki King Khalid Uluslararası Havalimanı’nın hedef alınması, saldırıların yalnız sınır bölgelerini veya petrol tesislerini değil ülkenin ana sivil havacılık merkezlerinden birini de tehdit ettiğini gösterdi. Reuters’a göre son saldırılarda üç Suudi vatandaşı hayatını kaybetti, bazı kişiler yaralandı ve bir Saudia uçağı hasar gördü.

Havalimanlarına yönelik saldırılar askeri sonuçlarının ötesinde bölgesel ulaşım ağını etkiliyor. Riyad, Körfez’in önemli transfer merkezlerinden biri ve Suudi Arabistan büyük enerji, yatırım ve uluslararası konferans organizasyonlarına ev sahipliği yapıyor. Hava sahasının riskli görülmesi havayollarının rotalarını değiştirmesine, sefer iptallerine ve sigorta maliyetlerinin artmasına yol açabilir.

Türkiye’nin açıklamasının diplomatik anlamı

Ankara son yıllarda Suudi Arabistan ile ilişkilerini yeniden güçlendirdi. Savunma sanayisi, enerji, yatırım ve bölgesel güvenlik başlıklarında iki ülke arasındaki temaslar arttı. Bu nedenle Suudi sivil altyapısının hedef alınması Türkiye tarafından yalnız Yemen iç savaşı bağlamında değil, Körfez’in istikrarına yönelik doğrudan bir tehdit olarak değerlendiriliyor.

Dışişleri Bakanlığının “en güçlü biçimde kınıyoruz” ifadesi, Türkiye’nin saldırılara ilişkin net siyasi pozisyonunu ortaya koyuyor. Ankara aynı zamanda Yemen’de kalıcı çözümün siyasi süreçle mümkün olacağını savunuyor. Dolayısıyla Türkiye bir yandan Husi saldırılarını kınarken diğer yandan çatışmanın daha geniş bölgesel savaşa dönüşmesini önleyecek diplomatik çabaları destekliyor.

Yemen savaşı yeniden neden büyüdü?

Yemen’de 2022’de sağlanan BM aracılı ateşkes, geniş çaplı sınır ötesi çatışmaları önemli ölçüde azaltmıştı. Ancak 2026’da Orta Doğu’daki daha geniş savaş ortamı Yemen cephesini yeniden hareketlendirdi. Husiler Kızıldeniz kıyısında ve Taiz çevresinde saldırılarını artırdı; Suudi destekli hükümet güçleri karşı taarruzlara başladı. Bab el-Mandeb Boğazı çevresindeki çatışmalar, küresel deniz ticareti açısından da doğrudan risk oluşturuyor.

Bab el-Mandeb, Kızıldeniz’i Aden Körfezi ve Hint Okyanusu’na bağlayan dar geçit. Avrupa-Asya ticaretinin ve enerji taşımacılığının önemli bölümü Süveyş Kanalı üzerinden bu rotayı kullanıyor. Husilerin kıyı bölgelerinde güç kazanması veya ticari gemileri hedef alması nakliye maliyetlerini ve sigorta primlerini yükseltebilir. Bu da yalnız bölge ülkelerini değil küresel enflasyonu etkileyen bir unsur haline geliyor.

Sivil havacılık için risk neden büyüyor?

Avrupa Birliği Havacılık Emniyeti Ajansı, son saldırıların ardından Suudi hava sahasına ilişkin uyarı alanını genişletti. Füze ve İHA faaliyetleri sivil uçaklar açısından doğrudan vurulma riskinin yanı sıra hava savunma sistemlerinin müdahalesi, düşen enkaz parçaları veya yanlış tanımlama gibi tehlikeler yaratıyor. Bazı uluslararası havayolları Riyad ve diğer Suudi kentlerine seferlerini geçici olarak askıya aldı veya rotalarını değiştirdi.

Türkiye açısından bu gelişme THY, AJet ve Körfez hatlarını kullanan yolcular bakımından da takip ediliyor. Herhangi bir hava sahası kısıtlaması uçuş sürelerini uzatabilir ve maliyetleri artırabilir. Havayolları, devletlerin ve uluslararası havacılık otoritelerinin güvenlik uyarılarına göre rotalarını dinamik biçimde güncelliyor.

Suudi Arabistan’ın karşılığı çatışmayı tırmandırabilir

Suudi öncülüğündeki koalisyon, Husi saldırılarının ardından Yemen’de füze platformları ve askeri hedeflere yönelik hava operasyonları düzenledi. Bu karşı saldırılar Husilerin kapasitesini azaltmayı hedefliyor ancak aynı zamanda misilleme döngüsünün büyümesi riskini taşıyor. Yemen’deki savaşın geçmişi, askeri baskının tek başına kalıcı siyasi çözüm üretmekte zorlandığını gösteriyor.

Suudi Arabistan için temel sorun, sınır güvenliği ve enerji altyapısının korunması. Husiler daha önce petrol tesislerini ve stratejik altyapıyı hedef almıştı. Riyad’ın bölgesel ekonomik dönüşüm planları, turizm ve uluslararası yatırım hedefleri açısından uzun süreli güvenlik krizi ciddi maliyet yaratabilir.

Türkiye’nin savunma ve güvenlik rolü

Ankara ile Riyad arasındaki savunma sanayisi ilişkileri son yıllarda büyüdü. Türk insansız hava araçları, elektronik sistemler ve farklı savunma ürünlerine yönelik anlaşmalar Körfez’de Türkiye’nin güvenlik ortaklığını güçlendiriyor. Yemen’deki son tırmanış, hava savunma, erken uyarı ve insansız sistemlere olan talebi daha da artırabilir.

Bununla birlikte Türkiye’nin doğrudan askeri çatışmaya dahil olduğuna ilişkin doğrulanmış bir bilgi bulunmuyor. Ankara’nın resmi açıklamaları diplomatik destek ve saldırıların kınanması düzeyinde. Bölgesel güvenlik anlaşmalarına ilişkin sosyal medyada dolaşan çeşitli iddialar geçmişte Dezenformasyonla Mücadele Merkezi tarafından yalanlanmıştı; bu nedenle askeri konuşlanma veya ortak operasyon iddialarında yalnız resmi kaynakların esas alınması gerekiyor.

İnsani kriz derinleşiyor

Yemen’deki çatışmanın en ağır sonucu siviller üzerinde görülüyor. BM verilerine göre son haftalarda yüz binlerce kişi yerinden edildi ve gıda güvenliği hızla kötüleşti. Taiz ve çevresindeki çatışmalar yerleşim bölgelerini etkilerken sağlık ve yardım kuruluşlarının erişimi zorlaşıyor. Yeni hava saldırıları ve kara çatışmaları insani ihtiyaçları daha da büyütebilir.

Türkiye’nin kınama açıklaması bu nedenle yalnız Suudi Arabistan’ın egemenliği ve sivil havacılık güvenliği açısından değil, Yemen savaşının bölgesel sonuçları bağlamında da okunmalı. Ankara, Husilerin havalimanlarına saldırılarını reddederken siyasi çözüm ve gerilimin düşürülmesi çağrısını sürdürüyor. Önümüzdeki günlerde Suudi Arabistan’ın askeri karşılığı, Husi saldırılarının devam edip etmeyeceği ve uluslararası arabuluculuk girişimleri çatışmanın yönünü belirleyecek.

Suudi Arabistan bayrağı
Suudi Arabistan bayrağı. Kaynak/Source: Wikimedia Commons.
King Khalid International Airport, Riyadh
King Khalid International Airport, Riyadh. Kaynak/Source: Wikimedia Commons.

Kaynaklar

  • T.C. Dışişleri Bakanlığı, 9 Ekim 2026
  • Suudi Arabistan sivil havacılık ve resmi güvenlik açıklamaları
  • Reuters ve Anadolu Ajansı, 9 Ekim 2026

İlgili haberler

Yukarı Çık