Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Türkiye’nin ev sahipliği yapacağı COP31’de küresel topluma “artık konuşmak yerine harekete geçme zamanı” mesajı vereceğini söyledi. Riyad’da düzenlenen 25. Dünya Petrol Kongresi Enerji Kongresi’nde konuşan Bayraktar, elektrifikasyonun iklim değişikliğiyle mücadelede temel araçlardan biri olacağını, enerji güvenliği ile emisyon azaltımının birlikte ele alınması gerektiğini belirtti. Türkiye’nin 2053 net sıfır hedefi doğrultusunda yenilenebilir enerji, nükleer, verimlilik ve kritik minerallere yatırım yapmaya devam edeceğini vurguladı.
COP31 Antalya’da yapılacak
Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı kasım ayında Antalya’da düzenlenecek. Türkiye ilk kez bu ölçekte bir COP toplantısına ev sahipliği yapacak.
Konferans, hükümetler, finans kuruluşları, şirketler ve sivil toplum temsilcilerini enerji dönüşümü ve iklim finansmanı gündemiyle bir araya getirecek.
Elektrifikasyon ana mesajlardan biri
Bayraktar’a göre ulaşım, binalar ve sanayide daha fazla elektrifikasyon emisyonları azaltmanın temel yollarından biri. Ancak kullanılan elektriğin giderek daha düşük karbonlu kaynaklardan üretilmesi gerekiyor.
Güneş, rüzgar, jeotermal ve nükleer enerji yatırımları bu nedenle Türkiye’nin planında birlikte yer alıyor.
Enerji güvenliği iklim politikasından ayrı değil
Riyad’daki konuşmanın önemli bölümü enerji güvenliğine ayrıldı. Bayraktar, son jeopolitik krizlerin ülkelerin enerji arzını çeşitlendirmesini zorunlu hale getirdiğini söyledi.
Türkiye’nin petrol, doğal gaz ve elektrik bağlantılarını komşu ülkelerle artırma hedefi, hem arz güvenliği hem bölgesel ticaret açısından önem taşıyor.
2053 net sıfır hedefi korunuyor
Türkiye 2053 yılında net sıfır emisyona ulaşmayı hedefliyor. Bu hedef enerji üretiminden ulaştırmaya, sanayiden binalara kadar geniş bir dönüşüm gerektiriyor.
Bayraktar, petrol ve doğal gazın kısa ve orta vadede enerji sisteminin parçası olmaya devam edeceğini, ancak düşük karbonlu kaynakların hızla büyütülmesi gerektiğini vurguladı.
Nükleerde 20 gigavat hedefi
Türkiye 2050’ye kadar 20 gigavatlık nükleer enerji kapasitesine ulaşmayı planlıyor. Akkuyu’nun yanı sıra yeni büyük santral projeleri ve küçük modüler reaktörler gündemde.
Nükleer enerji, kesintisiz elektrik üretimi sağlaması nedeniyle yenilenebilir kaynakların değişken üretimini tamamlayan seçenek olarak görülüyor.
Enerji verimliliği sadece elektrik sektöründe değil
Bayraktar, verimlilik potansiyelinin tarım, ulaştırma ve binalarda da değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Isı yalıtımı, verimli motorlar ve elektrikli ulaşım enerji talebini azaltabilecek alanlar arasında.
Verimlilik yatırımı çoğu zaman yeni enerji üretim kapasitesi kurmaktan daha düşük maliyetle emisyon azaltımı sağlayabiliyor.
Kritik mineraller yeni enerji jeopolitiğinin parçası
Güneş paneli, batarya, elektrikli araç ve şebeke yatırımları bakır, lityum, nadir toprak elementleri ve diğer kritik minerallere talebi artırıyor.
Türkiye hem yurtiçinde hem yurtdışında bu kaynaklara yönelik yatırım ve ortaklık arayışını sürdürüyor.
Riyad’daki konuşma enerji krizinin ortasında yapıldı
Dünya Petrol Kongresi bu yıl Orta Doğu’daki güvenlik gerilimi ve yüksek enerji fiyatlarının gölgesinde yapılıyor. Riyad havalimanına yönelik saldırılar, enerji güvenliği tartışmasını daha da görünür hale getirdi.
Bayraktar konuşmasının başında Suudi Arabistan ile dayanışma mesajı verdi.
Bölgesel bağlantılar vurgusu
Türkiye Irak ve Suriye dahil komşularıyla petrol, doğal gaz ve elektrik bağlantılarını artırmayı hedefliyor. Bu hatlar Türkiye’nin enerji merkezi olma stratejisinin parçası.
Daha fazla sınır ötesi bağlantı, arzın farklı kaynaklardan yönlendirilmesine imkan vererek krizlere karşı dayanıklılığı artırabilir.
COP31’in sınavı somut taahhütler olacak
İklim konferansları sıklıkla güçlü siyasi açıklamalara rağmen uygulama açığı nedeniyle eleştiriliyor. Türkiye’nin “harekete geçme zamanı” mesajının inandırıcılığı, konferansta açıklanacak somut enerji, finansman ve emisyon hedeflerine bağlı olacak.
Bayraktar’ın elektrifikasyon, nükleer, yenilenebilir enerji ve kritik mineralleri tek çerçevede ele alması Türkiye’nin COP31’de güvenlik ile iklim dönüşümünü birlikte savunacağını gösteriyor.
Türkiye ev sahibi olarak daha fazla görünürlük taşıyacak
COP başkanlığı gündemin şekillenmesinde ve uzlaşma metninin hazırlanmasında önemli diplomatik rol üstleniyor. Türkiye bu nedenle yalnız kendi hedeflerini anlatmakla kalmayacak, farklı ülke grupları arasında uzlaşma arayacak.
Antalya’daki COP31’e kadar enerji planının ayrıntıları ve yeni ulusal taahhütler daha fazla netleşecek. Riyad’daki açıklama, Türkiye’nin konferansa giderken kullanacağı ana siyasi mesajı şimdiden ortaya koydu.
Kaynaklar
- T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, 12 Ekim 2026
- Anadolu Ajansı Yeşilhat, 12 Ekim 2026
İklim finansmanı COP31’in zor başlıklarından biri olacak
Gelişmekte olan ülkeler enerji dönüşümünün maliyetini karşılamak için daha fazla uygun koşullu finansman talep ediyor. Güneş, rüzgar, şebeke, depolama ve verimlilik yatırımları büyük sermaye gerektiriyor. Türkiye’nin ev sahibi olarak gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında iklim finansmanı konusunda uzlaşma araması bekleniyor.
Finansman başlığı yalnız kamu kaynaklarını içermiyor. Çok taraflı kalkınma bankaları, özel fonlar ve karbon piyasaları da enerji dönüşümünün ölçeğini belirleyecek. Yüksek faiz ortamı, uzun vadeli temiz enerji projelerinin finansman maliyetini artırdığı için COP31’de sermaye maliyeti konusu daha fazla gündeme gelebilir.
Şebeke yatırımı yenilenebilir büyümenin sınırı olabilir
Yeni güneş ve rüzgar santralleri kurmak tek başına yeterli değil. Elektrik şebekesinin değişken üretimi taşıyacak kapasiteye ve depolama sistemlerine sahip olması gerekiyor. Türkiye’nin hızlı yenilenebilir büyümesi, iletim hatları ve dijital şebeke yatırımlarını da hızlandırmak zorunda.



