Türkiye ile Avrupa Birliği arasındaki ekonomik ilişkilerde kritik bir haftaya giriliyor. Ticaret Bakanı Ömer Bolat, 13-14 Ekim’de Brüksel’de temaslarda bulunacak ve Türkiye-AB Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu’nun üçüncü toplantısına Avrupa Komisyonu’nun Ticaret ve Ekonomik Güvenlikten Sorumlu Üyesi Maroš Šefčovič ile birlikte başkanlık edecek. Toplantının gündeminde Gümrük Birliği’nin işleyişinde yaşanan sorunlar, yeni Avrupa sanayi politikaları, kamu alımları, dijital ticaret, yeşil dönüşüm ve Türk iş dünyasının vize ile karayolu geçiş kotalarına ilişkin şikayetleri bulunuyor.
Gümrük Birliği yine temel başlık
Türkiye ile AB arasındaki ekonomik entegrasyonun omurgasını 1996’dan beri yürürlükte olan Gümrük Birliği oluşturuyor. Sistem sanayi ürünlerinde tarifeleri büyük ölçüde kaldırırken, geçen otuz yılda ticaretin yapısı ve küresel üretim zincirleri önemli ölçüde değişti. Türkiye uzun süredir Gümrük Birliği’nin hizmetler, tarım, kamu alımları ve dijital ticaret gibi alanlara genişletilmesini istiyor.
Brüksel’deki görüşmelerde yalnız modernizasyon değil, mevcut sistemin günlük işleyişindeki sorunların da ele alınması bekleniyor. Türk taşımacılarının bazı AB ülkelerinde karşılaştığı kota uygulamaları ve iş insanlarının vize süreçleri Ankara’nın öncelikli başlıkları arasında.
‘Made in EU’ yaklaşımı Türkiye açısından kritik
Avrupa Birliği yeni sanayi ve yatırım politikalarında üretimi kıta içinde tutmayı hedefleyen “Made in EU” yaklaşımını güçlendiriyor. Türkiye, Gümrük Birliği ve Avrupa tedarik zincirleriyle derin entegrasyonu nedeniyle bu tür kuralların kendisini üçüncü ülke gibi dışarıda bırakmamasını istiyor.
Otomotiv sektörü bu tartışmanın en önemli örneklerinden biri. Türkiye’de üretilen araç ve parçaların önemli bölümü AB pazarına gidiyor. Ankara, Avrupa’da üretim kavramının Gümrük Birliği ortaklığını dikkate alacak biçimde tasarlanmasını savunuyor.
Sanayi Hızlandırma Yasası da gündemde
AB’nin Sanayi Hızlandırma Yasası ve yeni rekabetçilik politikaları, temiz teknoloji ve stratejik üretim yatırımlarını Avrupa içinde teşvik etmeyi amaçlıyor. Türkiye açısından mesele, bu teşviklerin mevcut üretim zincirlerinde ayrımcılık yaratmaması.
Türk şirketleri Avrupa otomotiv, beyaz eşya, tekstil, makine ve elektronik sektörlerinde uzun süredir tedarikçi konumunda. Yeni yerel içerik veya kamu alımı kuralları bu bağlantıları etkileyebileceği için Ankara müzakerelerde erken aşamada yer almak istiyor.
Vize sorunu ticari maliyete dönüşüyor
Ticaret Bakanlığı, iş insanlarının Schengen vizesi süreçlerinde yaşadığı gecikmelerin ticareti doğrudan etkilediğini savunuyor. Fuar, müşteri ziyareti, bakım hizmeti veya sözleşme görüşmesi için seyahat eden çalışanların randevu bulmakta zorlanması şirketler açısından operasyonel maliyet yaratıyor.
AB son dönemde bazı vize kolaylıkları açıkladı ancak Türk iş dünyası daha öngörülebilir ve hızlı bir sistem talep ediyor. Brüksel toplantısında bu konunun tekrar gündeme gelmesi bekleniyor.
Karayolu kotaları da eski sorunlardan biri
Türkiye’den Avrupa’ya yapılan ihracatın önemli bölümü karayoluyla taşınıyor. Bazı ülkelerin uyguladığı geçiş belgesi kotaları, Türk tırlarının rotasını uzatabiliyor veya teslimat sürelerini artırabiliyor.
Ankara, Gümrük Birliği içinde malların serbest dolaşımının taşımacılık kısıtlarıyla fiilen yavaşlamasının sistemin mantığıyla çeliştiğini savunuyor. AB tarafında ise ulaştırma yetkilerinin önemli bölümü üye devletlerin elinde bulunuyor.
Ticaret hacmi görüşmelere ağırlık kazandırıyor
AB, Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor. Türkiye de Avrupa şirketleri için büyük bir üretim ve tüketim pazarı. İki taraf arasındaki ticari entegrasyon yalnız nihai ürünlerden değil, ara malları ve üretim zincirlerinden oluşuyor.
Bu yapı siyasi gerilimlere rağmen ekonomik diyaloğun sürekli devam etmesini zorunlu kılıyor. Yeni küresel tarifeler ve tedarik zinciri riskleri de Türkiye ile AB’nin birbirine yakın üretim merkezleri olarak önemini artırıyor.
Yeşil dönüşüm yeni maliyet ve fırsat getiriyor
AB’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması ve yeni çevre kuralları Türk ihracatçıları doğrudan etkiliyor. Demir-çelik, alüminyum, çimento ve diğer enerji yoğun sektörlerde karbon maliyetlerinin artması bekleniyor.
Türkiye bir yandan şirketlerini bu kurallara hazırlarken diğer yandan AB finansman ve teknoloji programlarına daha fazla erişim istiyor. Brüksel’de yeşil dönüşümün ticari rekabetçiliğe etkisi önemli başlıklardan biri olacak.
Dijital ticaret yeni müzakere alanı
E-ticaret, veri akışları ve dijital hizmetler Gümrük Birliği’nin kurulduğu dönemde bugünkü ekonomik ağırlığa sahip değildi. Türkiye ile AB arasında dijital ticaretin kuralları giderek daha önemli hale geliyor.
Kamu alımlarıyla birlikte bu alanlarda daha yakın düzenleyici uyum, şirketlerin iki pazarda çalışmasını kolaylaştırabilir.
Toplantıdan hemen sonuç beklenmemeli
Yüksek Düzeyli Ticaret Diyaloğu bağlayıcı bir serbest ticaret müzakeresi değil. Bu nedenle Brüksel’den Gümrük Birliği modernizasyonunun tamamlandığı gibi büyük bir sonuç çıkması beklenmiyor.
Ancak teknik sorunlarda ilerleme, yeni çalışma grupları ve ortak yol haritaları şirketler açısından önemli olabilir. Özellikle “Made in EU” ve sanayi politikalarında Türkiye’nin nasıl konumlandırılacağı, önümüzdeki yıllardaki ticaret ilişkilerinin yönünü etkileyebilir.
13 Ekim toplantısı bir sonraki aşamayı belirleyecek
Bolat ile Šefčovič’in eş başkanlığındaki toplantı, 2024’te başlatılan yüksek düzeyli diyaloğun üçüncü buluşması olacak. Tarafların son aylarda çelik, e-ticaret ve kamu alımları gibi alanlarda yürüttüğü teknik temasların siyasi düzeyde değerlendirilmesi bekleniyor.
Türkiye açısından hedef, Avrupa’nın yeni ekonomik mimarisinde Gümrük Birliği ortağı olarak daha güçlü bir yer edinmek. AB açısından ise Türkiye ile ekonomik bağları korurken kendi sanayi ve güvenlik politikalarını uygulamak gerekiyor. Brüksel görüşmeleri bu iki hedefin ne kadar uyumlaştırılabileceğini gösterecek.
Kaynaklar
- T.C. Ticaret Bakanlığı açıklamaları ve Türkiye-AB ticaret diyaloğu hazırlıkları
- Anadolu Ajansı, 12 Ekim 2026



